Skip to main content

Yazar: Emel Çelik

Toplantı Odası Nasıl Olmalı? Toplantı Odası Dizaynı

Toplantın odaları, muhtemelen toplantıların gidişatı ve efektifliği konusunda en çok etkiye sahip hususlardan biridir. Aşırı dekore edilmiş toplantı odaları toplantıdaki kişilerin dikkatini kolaylıkla dağıtabilir. Aynı şekilde iyi dizayn edilmemiş bir toplantı odası da herkes için hoş bir deneyim olmayabilir. Bu noktada hem toplantı odası dizaynı hem de toplantı odası dekorasyonu bir hayli önemlidir. Toplantı odası dizaynı; toplantıdaki kişilerin hem rahat etmesini hem de aynı anda minimal bir stres içerisinde olmasını sağlamalıdır. Dekorasyon ise aynı anda hem markanızın kurumsal kimliğini yansıtmalı hem de toplantıdaki kişileri etkilemelidir. Görülebileceği üzere toplantı odası dizaynı ve dekorasyonu, pek çok farklı kriter göz önünde bulundurularak oluşturulmalıdır. Aşağıdaki başlıkları inceleyerek toplantı odası nasıl olmalı sorusuna yanıt bulabilirsiniz.

Toplantı Odaları Nasıl Olmalıdır?

Kapıdan girdiğimiz anda bizi öncelikle ferah ve temiz bir hava karşılamalı. Hoş hafif bir kokuyla bu ortama pozitif bir enerji yayabilirsiniz. Unutmayın pozitif enerji her zaman pozitif işlerin ortaya çıkmasını sağlar. Kasvetten uzak bir toplantıda diyalogların süzüldüğü fikirlerin yayıldığı bir oda. Toplantı odaları nasıl olmalı? Bilmemiz gereken birkaç ayrıntı hemen aşağıda.

Sahip olduğumuz alanın boyutunu iyi değerlendirmek için doğru seçimlerle başlayın. Mesela küçük dikdörtgen bir oda da ince fakat uzun bir masa kullanmak size alan kazandırır. Orta boyutta kare bir oda da ise yuvarlak bir masa kullanmak yine size ekstra bir alan sağlar.

Her zaman kişiye yetecek kadar sandalye bırakın. Masada gereksiz sandalye kullanmak alanı daraltarak sıkışık bir pozisyon yaratır. Konforu yaratmak daha efektif sonuçları ortaya çıkarır. Bu yüzden koltuk ve sandalye seçimleriniz son derece konforlu olmalıdır.

Çoğu toplantı odalarına baktığımızda tek tip renklerle karşılaşırız. Bunlar genelde beyaz, gri ve siyahtır. Halbuki yapılan araştırmalarda mavi ve yeşil renk tonlarının üretkenliği, odaklanmayı arttırdığı gösterilir. Renk hileleriyle sizde sıradan bir çizgiden dışarıya kaçabilirsiniz.

Sizleri ve ekibinizi harekete geçirmek için duvarlarda motive edici sloganlar ve görseller eklemeyi unutmayın. “Eğer hayal edebiliyorsanız, yapabilirsiniz…” bu sloganlar markanızın veya şirket isminizle özdeşleşmiş hali olabilir.

Toplantı odasında olması gerekenler ise genelde katılımcılar için mutlaka su ve peçetedir. Konuşma ve tartışmanın etkin olduğu anlarda en çok suya ihtiyaç duyulur.

Kesinlikle ısıtma, soğutma ve havalandırma panelleri olmalıdır. Hava akımını sağlayarak temiz bir ambiyans yaratabilirsiniz.

Sizler için toplantı ekipman otomasyonu. Teknolojik erişimin tam olması ve bunu katılımcılarla paylaşmanız gerekmektedir.

Toplantı Odasında Aydınlatma Nasıl Olmalı?

Loş bir ortamdan kaçının… Bu sadece dikkatinizi dağıtmakla kalmaz istenilen verimi de alamazsınız. Tam tersi fazla aydınlatma da gözleri rahatsız ederek yorar. Önemli olan gerekli aydınlatma oranını uygulamaktır.

Bu tip alanlarda 500 lüks aydınlatma seviyesi idealdir. Kamaşma derecesi 19, ortalama düzgünlüğü ise en az 0,60 seviyesinde olmalıdır. Renksel geriverim indeksinin ise 80 veya daha yüksek bir değerde olması önerilir. Tavan için led ışıklar genelde kullanılan aydınlatma türüdür. Duvarlarda kullanılan aydınlatma dekor olarak da kullanılabilir. Duvar aydınlatmalarını dim (parlaklığı değiştirilebilir) olarak tercih ederseniz ışığı istediğiniz gibi kısabilirsiniz.

Toplantı veya yapacağınız sunum, aydınlatma seyrini de değiştirebilir. Değişen teknolojiyle de kontrol panelini bu noktada kullanırsınız. Örneğin sunum esnasında vurgu yapmak istediğiniz konuda ışığı azaltıp odağı tamamen konu üzerine çekebilirsiniz. Ya da konuşmacı üzerine aydınlatmayı arttırıp etkiyi tam üzerinize çekebilirsiniz.

Toplantı odası olsun olmasın, ofislerde aydınlatma konusu hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız; ideal ofis aydınlatması nasıl olmalı isimli içeriğimizi inceleyebilirsiniz.

Toplantı Odasında Masa Düzeni Nasıl Olmalı?

Kurduğumuz masa düzeninde, masa odanın boyutuna uygun boyutta olmalıdır. Masanın boyutu kenarlarda kalan boşlukların iki katı kadar olmalıdır.

Örnek vermek gerekirse, 4×4 metrelik bir odanın ortasında konumlandıracağınız masanın ölçüleri 2×2 olmalıdır. Her zaman duvardan uzak orta konumda geniş ve ferah bir alanda olmalıdır. Yuvarlak tipli masalarda ise bu oran çap olarak kullanılabilir.

Katılımcılar için ayrılması gerek alan ise kişi başına 50 cm olmalıdır. Eğer katılımcı fazlaysa bu 40 cm de olabilir tabii.

Renk ve tasarımda odanın geri kalanıyla uyum içinde olmalıdır. Zıt renk kullanımı genellikle göz yorduğu ve dikkat dağıtacağı için bu renkler çok önerilmez.

Toplantı odası haricinde ofislerde efektiflik sağlayan masa düzenleri hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız; Ofiste Masa Düzeni Nasıl Olmalı? isimli içeriğimizi inceleyebilirsiniz.

Toplantı Odasında Oturma Düzeni Nasıl Olmalı?

Odanızın boyutuna göre toplantı odanızda oturma düzenini şu şekillerde düzenleyebilirsiniz:

Oval veya daire toplantı: Yuvarlak masa toplantısında eşit düzeyde yetkililerin ve temsilcilerin katıldığı demokratik bir toplantı düzenidir.

– L veya V düzeni: Genelde toplantı için uygun olmayan ortamlarda avantaj sağlayabilir fakat çok kullanılmayan ve etkili olmayan bir düzendir.

– Konferans düzeni toplantı: Bu düzen daha çok katılımcı içeren ve bilgilendirme, yönlendirme, eğitme, emir verme amacıyla yapılan toplantılardır. Yönetici ön planda ya da üst konumdadır. Katılanlar ise tamamen yönetici karşısındadır.

– U düzeni toplantı: En çok kullanılan toplantı oturma düzenidir. Etkileşim ve iletişimi rahat ve aktif bir şekilde sağlayan bir yöntemdir.

Dikdörtgen Düzeni toplantı: 7-11 kişilik genelde heyet, kurul komisyon, karar alma, danışma, müzakere, değerlendirme, eşgüdüm vb. amaçlar için uygulanan bir düzendir. Heyet başkanları veya yöneticiler masanın orta tarafında otururlar.

-Kare düzeni toplantı: Küçük 3-4 kişilik toplantılar için en uygun masa düzenidir.

Sizler de her detayı düşünülmüş toplantı odalarında verimli toplantılar yapmak istiyorsanız, hazır ofis hizmetimizi inceleyerek işiniz için her detayı düşünülmüş bir ofise ve bu ofisle birlikte bir toplantı odasına da sahip olabilirsiniz!

Toplantı Yönetimi Nedir? Nasıl Yapılır?

Çalışma hayatının bir parçası olan ve gerçekten önemli bir yere sahip olan toplantılar, aynı anda hem benzersiz bir fırsat hem de büyük bir zaman kaybı olabilir. Toplantıların birer zaman kaybı yerine katılımcılara katkı sağlayacak ve plan & projelerin sorunsuz bir şekilde işlemesini sağlayacak bir hale getirilmesinde ise en önemli husus toplantı yönetimidir. Bu noktada toplantı yönetimi nedir sorusu pek çok kişinin ortak merakıdır.

Toplantılar, pek çok farklı amaca sahiptir. Bilgilendirme toplantıları, eğitim toplantıları, güncelleme toplantıları, görev dağılımı toplantıları, proje geliştirme toplantıları ve kriz toplantıları gibi pek çok farklı başlık altında toplanabilirler. Toplantılar bunca farklı başlığa sahipken, tüm bu toplantıların başarısını doğrudan etkileyen tek bir ortak başlık bulunur; toplantı yönetimi. Toplantı yönetimi nedir ve başarılı bir toplantı yönetimi nasıl olmalıdır gibi soruların yanıtlarını aşağıdaki başlıklarda bulabilirsiniz.

Toplantı Yönetimi Nedir?

Toplantı yönetimi; toplantının amacının belirlenmesi, gündemin oluşturulması, toplantının verimliliğinin sağlanması, toplantının yönetimi, toplantının sonuçlandırılması ve toplantı sonrasında ise raporlama ve bilgilendirme gibi adımları içerisinde barındıran bir faaliyettir.

Toplantı yönetimi nedir sorusunun yanıtlanması her ne kadar kolay olsa da toplantı yönetiminin gerçekleştirilmesi ne yazık ki bu kadar kolay değildir. Çünkü, toplantı yönetiminde pek çok husus ve kriter mevcuttur. Toplantı yönetiminde yalnızca toplantıyı değil; katılımcıları da organize etmeniz gerekir. Aşağıdaki adımları takip ederek, etkili bir toplantı yönetimi nasıl sağlanır öğrenebilirsiniz.

Not: Toplantılarınızın daha verimli geçmesini istiyorsanız, toplantı notları ve verimli toplantı metotları hakkında hazırladığımız şu içeriklerimizi inceleyebilirsiniz:

Toplantı Yönetimi Nasıl Sağlanır?

1 – Toplantının Amacı Belirlenir

Toplantı terimine her ne kadar aşina olsak da bu terime derinlemesine bir bakış attığımızda, aslında her toplantının birbirinden farklı olduğunu görmek oldukça kolaydır. Bir eğitim toplantısıyla proje başlangıç toplantısının gereksinimleri aynı olmayacağı gibi; bir genel durum toplantısıyla süreç aktarım toplantısının da akışı aynı olmayacaktır.

Tam olarak bu sebepten, bir planlama yapmadan önce toplantının türü ve amacı belirlenmelidir. Toplantının türünü ve amacını belirledikten sonra, toplantı yönetiminin ilk aşaması olan gündem belirlemeye geçilebilir.

2 – Toplantı Gündemi Belirlenir

Toplantı gündemi, bir nevi kendinize verdiğiniz bir brief formatında olmalıdır. Toplantı gündemi hazırlarken; toplantının ana konusu, toplantı sırasında değinilmesi gereken hususlar, katılımcıların geri dönüşleri, toplantı sonucunda elde edilmesi planlanan bilgi ya da plan gibi her bir ince detayı belirlemeniz gerekir.

Toplantı gündemini belirlerken katılımcıları ve katılımcıların görevlerini de mutlaka göz önünde bulundurmalısınız. Toplantı yönetiminde amaç yalnızca toplantının kusursuz geçmesini sağlamak değil; toplantıya katılan herkesin toplantıdan aynı verimi almasını sağlamaktır.

Eğer toplantı gündeminiz fazla kalabalıksa ve bu da toplantının süre gereksinimini gereğinden fazla uzatacaksa; bu noktada toplantı sayısını artırarak süreyi bölmeniz gerekebilir.

3 – Toplantıda Kullanılacak Sunum ve Dokümantasyonlar Hazırlanır

Toplantı gündemini belirledikten ve toplantınız için anahtar noktaları keşfettikten sonra almanız gereken ilk aksiyon, tüm gündemi içeren ve toplantınıza fayda sağlayacak sunum ve dokümantasyonları hazırlamaktır.

Pek çok toplantıda, aktif kullanılsın ya da kullanılmasın, mutlaka bir sunum bulunur. Çoğu zaman bu sunumlar herhangi bir amaçla değil; alışkanlıktan dolayı hazırlanır. Oysa bu sunumların çok daha efektif bir şekilde değerlendirilmesi mümkündür.

Toplantı öncesinde hazırlayacağınız sunum, belge, veri ve benzeri dokümanları toplantı katılımcılarıyla paylaşmanız, toplantının muhtemelen çok daha verimli geçmesini sağlayacaktır. Katılımcılar toplantınız için hazırlıklı olacak ve toplantıya çok daha fazla katılım gösterecektir.

4 – Toplantı Takvimi Planlanır

Toplantı takviminin planlanması oldukça önemli bir adımdır. Özellikle kalabalık toplantılar söz konusu olduğunda, pek çok toplantı belirtilen saatten daha geç başlar. Bunun sebebi elbette insanların yoğun olmasıdır.

Bunu önlemek için, toplantı takvimlerinizi toplantıdan en az 1 hafta önce planlamalısınız. Şayet mümkün değilse; haftanın ilk günü erken saatlerde toplantı takvimini katılımcılar ile paylaşmalısınız. Böylelikle katılımcılar haftalarını organize ederken toplantıyı da göz önünde bulundurabilir.

5 – Toplantı Yönetimi Sağlanır

Toplantı sırasında, toplantının gündem sınırları içerisinde kalması çok önemlidir. Başarılı bir toplantı yönetimi için başarılı bir moderatör olmak gerekir.

6 – Katılımcıların İlgisi Diri Tutulur

Toplantılar ne kadar bilgi dolu ve ilgi çekici olursa olsun, katılımcılar muhtemelen çok geçmeden toplantıya karşı ilgilerini kaybedecektir. Bu sebepten özellikle çok kalabalık olmayan toplantılarda, mümkün olduğunca katılımcılara söz hakkı vermeli ve interaktif bir toplantı ortamı yaratmalısınız.

7 – Toplantı Sonuçlandırılır

Toplantı sırasında konuşulanlar, yapılan planlar ve alınan kararlar özet olarak toplantı sonucunda toparlanır. Bununla birlikte görev dağılımı son bir kez gözden geçirilerek hiçbir katılımcının aklında soru işareti kalmadığından emin olunur. Toplantı sonuçlandırılırken katılımcıların da geri dönüşüyle, bir sonraki toplantı için tahmini tarihler elde edilebilir.

8 – Toplantı Raporlanır

Toplantılar mükemmel dahi geçse yazılı bir doküman bulunmadığı sürece unutulmaya mahkumdur. Edindiğiniz bilgiler ve aldığınız kararların kalıcı olması için toplantı sırasında aldığınız notları ve gerçekleştirdiğiniz raporlamayı tüm katılımcılar ile paylaşmalısınız.

Böylelikle hem katılımcılar toplantının detaylı notlarına sahip olabilir hem de bir sonraki toplantıya daha nitelikli bir şekilde katılabilir.

Toplantı yönetimi nedir sorusunu yanıtladığımız bu içeriğimizde, etkili bir toplantı yönetimi için izlenmesi gereken temel adımları ele aldık.

Daha etkin bir toplantı planı oluşturmak için SWOT analizi nedir konusuna hâkim olmanız faydalı olabilir.

8 Adımda Daha Verimli Toplantı Nasıl Yapılır?

İş hayatı ile bütünleşerek kimi zaman sorunların çözümü olan kimi zaman ise ağır bir yük olan toplantılar, sevilsin ya da sevilmesin çalışma hayatının olmazsa olmazı konumundadır. Öyle ki, kimilerinin zaman zaman koskoca bir iş gününü dahi toplantılara ayırdığı olmuştur. Zaman zaman aradaki anlaşmazlıkları gidermek için, zaman zaman bir sorunu çözmek için, zaman zaman ise yeni fikirler yaratmak için organize edilen toplantılarda neredeyse herkesin ortak bir sorunu bulunur. Bu sorun, toplantıların yeterince verimli geçmemesidir. Özellikle uzaktan çalışma modeline geçilmesi ile birlikte, ekip içi toplantılarda verimlilik eğrisi sık sık düşüşe geçebilmektedir. Sizler de verimli toplantı nasıl yapılır ve püf noktaları nelerdir öğrenmek istiyorsanız, aşağıdaki başlıkları inceleyebilirsiniz.

Verimli Toplantı Nasıl Yapılır?

Verimli toplantı nasıl yapılır sorusuna verebileceğimiz pek çok yanıt ve sunabileceğimiz pek çok örnek bulunur. Bu örneklerden bazıları almanız gereken aksiyonları nitelendirirken, bazıları ise kendinize sormanız gereken soruları içerir.

Verimli bir toplantı gerçekleştirmek için yalnızca toplantıya katılan kişileri değil; ayrıca toplantıyı da yönetmeniz gerekir. Bu noktada en önemli husus, toplantının amacını ve hedefini belirleyerek tüm detayları bu iki ana kriter üzerine kurmaktır. Verimli toplantı teknikleri söz konusu olduğunda, aşağıdaki 8 adım bir sonraki toplantınızın verimini kesinlikle artıracaktır.

Not: Toplantılarınızın daha verimli geçmesini istiyorsanız, toplantı notları ve verimli toplantı metotları hakkında hazırladığımız şu içeriklerimizi inceleyebilirsiniz:

1 – Planlan Toplantı, Gerçekten Bir Toplantı Mı?

Bir toplantı planlarken, toplantıda konuşulması muhtemel konular gerçekten kayda değer gözükebilir. Ancak bu konuları biraz şekillendirmeye çalıştığınızda, aslında bazılarının dakikalar dahi sürmeyeceğini fark edebilirsiniz. Bu noktada da kendinize şu soruyu sormanız gerekir; her toplantı, gerçekten bir toplantı mıdır?

  • Sunumlar: Şayet bir toplantıda karşılıklı fikir alışverişi yoksa, toplantı katılımcıları toplantıda herhangi bir görüş bildirmiyorsa ve tek bir kişi önceden hazırlanmış bir dokümanı sunuyorsa; bu aktiviteyi sunum olarak adlandırmak hiç de yanlış olmayacaktır. Evet, toplantı sebeplerinden belki de en önemlisi iş hayatının her alanında kullanılan sunumlardır. Ancak sunum toplantıları ile diğer toplantılarda oldukça farklı pratikler kullanılmalıdır. Sunum ne kadar bilgi dolu ve heyecanlı olursa olsun, muhtemelen katılımcıların büyük bir çoğunluğu bir zaman sonra sunuma karşı ilgisini kaybedecektir. Bunu önlemek için atmanız gereken ilk adım, toplantı öncesinde tüm katılımcılarla sunumu paylaşmak ve toplantı sırasında ise interaktif bir şekilde ilerlemektir. Sunumdaki konu ile ilgili katılımcılara görüşlerini sunmak, katılımcıların ilgisini taze tutmak konusunda oldukça başarılı bir pratik olacaktır.
  • Durum Değerlendirmeleri ve Güncellemeler: Sıkça karşımıza çıkan bir diğer toplantı sebebi ise durum değerlendirmeleri ve güncellemelerdir. Her ne kadar gerçekleştirilmesi çok elzem toplantılar olsalar da söz konusu büyük bir proje ya da quarter değerlendirmeleri olmadığı sürece; bu toplantı diğerlerine nazaran daha kısa sürecektir. Bu tür toplantılarda katılımcıların odağını her zaman sunacağınız bilgilerde tutmalı ve hatta mümkünse; bu konuda onlara da söz hakkı tanımalısınız. Özellikle yapılan durum değerlendirmesi sonrasında mevcut bir projede değişiklik gerçekleştirilecekse; toplantının katılımcılarını bu yönde harekete geçirmeyi denemelisiniz.

İş hayatında gerçekleştirilen toplantıların tamamı “toplantı” olarak adlandırılsa da yukarıdaki iki örnekten de anlaşılabileceği üzere her toplantı aslında farklıdır ve farklı yaklaşımlara ihtiyaç duyar. Verimli toplantı nasıl yapılır sorusunu yanıtlamadan önce mutlaka bu faktörleri göz önünde bulundurmalısınız. Böylelikle her toplantı tipine uygun çok daha verimli bir akış planlayabilirsiniz.

2 – Katılımcıları Toplantı Gündemi Hakkında Bilgilendirin

Verimli toplantı nasıl yapılır sorusunun yanıtlarından biri de kesinlikle katılımcıları toplantı gündemi hakkında bilgilendirmektir. Çalışma hayatında neredeyse her departman ve her çalışan büyük bir yoğunluğa sahip olduğundan, yalnızca başlığı belirlenmiş olan toplantılar konusunda muhtemelen kimse bir ön hazırlık yapmak istemeyecektir.

Ancak genel hatları, başlıkları ve işleyişi daha önceden belirlenen toplantılar söz konusu olduğunda muhtemelen katılımcıların önemli bir çoğunluğu öncesinde paylaştığınız bilgileri inceleyecek ve toplantıya bu şekilde katılım sağlayacaktır. Bunun sonucunda ise, standart bir toplantıya oranla akışı çok daha kesin ve çok daha interaktif bir toplantı gerçekleştirebileceksiniz.

Toplantı gündemi

3 – Toplantı Takvimini Belirleyin, Katılımcıları Haberdar Edin

Özellikle söz konusu büyük toplantılar olduğunda ister online isterse de yüz yüze olsun, toplantıların büyük bir çoğunluğu geç başlayacaktır. Bunun temel sebebi, toplantıların gereğinden çok daha rastgele bir şekilde planlanmasıdır.

Hiç gündemde yokken bir Salı günü, katılımcıları Perşembe günü toplantı yapacağınıza dair bilgilendirirseniz; muhtemelen katılımcılar kendilerini tam olarak bu toplantıya hazırlayamayacak ve hatta vakitlerini uyarlamakta dahi zorluk çekecektir.

Toplantı takvimi, mümkünse en az toplantıdan 1 hafta önce; mümkün değil ise haftanın ilk günü erken saatlerde belirlenmelidir. Böylelikle tüm katılımcılar, haftalık planlamalarında toplantıyı da göz önünde bulundurabilirler.

Toplantı Takvimi

4 – Zaman Yönetimini İyi Yapın

Her toplantının aynı süre içerisinde aynı verimlilikte tamamlanması mümkün değildir. Bunun sebebi bazen toplantının konusu bazen ise katılımcıların toplantı alışkanlıklarıdır. Eğer toplantılarınızı kendi ekibiniz için planlıyorsanız; bu noktada ekibinizin alışkanlıklarını göz önünde bulundurmanız oldukça önemli olacaktır. Şayet ekibinizin toplantıda geçen 40 dakikadan sonra dikkati dağılıyor ve toplantı konusuna ilgisi azalıyorsa; toplantı zamanını planlarken mutlaka bu hususu göz önünde bulundurmalısınız. İlgisiz ve dikkati dağınık katılımcılar karşısında verimli bir toplantı gerçekleştirmek mümkün olmayacaktır.

1 saati aşan ve çok fazla konu barındıran toplantılar, şayet şartlar el veriyorsa hiç yapılmamalıdır. 2 saatlik bir toplantı gerçekleştirmek yerine bu toplantıyı 2’ye bölerek haftanın 2 gününde gerçekleştirmek, toplantıdan elde edeceğiniz verimi kesinlikle olumlu yönde etkileyecektir.

5 – Toplantının Konu Bütünlüğünü Sağlayın

Söz konusu ekip ya da şirket içi toplantılar olduğunda, konu bütünlüğü her an yıkılmaya hazırdır. Katılımcılardan birinin vereceği bir örnek, bir başka katılımcının ortaya atacağı bir fikir ve benzeri hususlar saatlerce planladığınız toplantının çöpe gitmesine sebep olabilir. Bunu önlemek için, toplantınız sırasında moderatörlük rolünü üstlenmeli ve konunun dağılmasını önlemelisiniz.

6 – Katılımcıları Toplantıya Aktif Olarak Dahil Edin

Verimli geçen toplantıları diğer bir anahtarı ise, katılımcıları toplantıya aktif olarak dahil etmektir. Katılımcılar, kendilerine söz hakkı tanınmadığında ya da görüşleri alınmadığında hızla toplantıya karşı olan ilgilerini kaybedebilirler ve bu oldukça doğaldır.

Özellikle proje toplantılarında, katılımcıların aktif olarak toplantıya katılım göstermesini sağlayın. Kalabalık olmayan toplantılarda, mümkünse her 10 dakikada bir mutlaka her bir katılımcıya söz hakkı tanıyın.

Verimli Toplantı Katılımcıları

7 – Toplantı Notları Tutun ve Paylaşın

Moderasyonunu sizin gerçekleştirdiğiniz toplantılarda bizzat not tutmanız mümkün olmayacaktır. Bu gibi durumlarda, bir katılımcıyı mutlaka not tutmakla görevlendirin. Toplantı çıktılarını ve toplantıdaki önemli hususları, toplantı sonrasında tüm katılımcılarla paylaşın.

Gerçekleştireceğiniz bu çalışma, toplantıda konuşulanların unutulmamasını ve sonraki toplantılarda tüm katılımcıların çok daha temelli olmasını sağlayacaktır.

8 – Toplantıları Netleştirerek Sonlandırın

Verimli toplantı nasıl yapılır sorusunun son yanıtı ise, her bir toplantının netleştirerek sonlandırılmasıdır. Özellikle takvimlerin yoğun olduğu dönemlerde, pek çok toplantı her açıdan aceleye gelebiliyor. Bunun sonucunda ise toplantı katılımcıları kafa karışıklığı yaşıyor.

Kafa karışıklığını önlemek ve toplantının amacına ulaştığından emin olmak için, tüm gündem maddeleri konuşulduktan sonra toplantıyı özetlemeli; gerekiyorsa görev dağılımı yapmalı ve hatta bu konuyla ilgili yapılacak bir sonraki toplantının tarihini dahi belirlemelisiniz. Böylelikle, tüm katılımcılar toplantının net çıktılarını anlamlandırabilir.

Görüldüğü üzere verimli toplantı nasıl yapılır sorusuna verilebilecek pek çok yanıt bulunur. Hatta, 8 değil 88 yanıt vermek dahi mümkündür. Ancak bunlar arasında en önemlileri, şüphesiz yukarıda sıralananlardır. Tüm bunlara ek olarak, verimli toplantıların kaderini derinden etkileyen bir konu daha bulunur; toplantı ortamı. Söz konusu küçük boyutlu toplantılar olduğunda küçük bir toplantı odası ya da bir Zoom bağlantısı tek başına yeterli olacaktır. Ancak söz konusu koskoca bir şirketin neredeyse tüm çalışanlarının katıldığı büyük bir toplantı olduğunda, muhtemelen bir konferans salonuna ihtiyaç duyacaksınız. Şayet konferans salonu kiralama hizmetine ihtiyaç duyuyorsanız; Windowist sizler için benzersiz bir çözüm olabilir. Eğer küçük ya da orta boyutlu bir ekipseniz ve hazır ofis hizmetinden faydalanıyorsanız, bu ofislerde toplantı ortamı yaratmanın bir hayli kolay olduğunu mutlaka bilmelisiniz.

İş Modeli Kanvası Nedir? Nasıl Oluşturulur?

Bir şirketin değerini nasıl yarattığını, nasıl dağıtıp, nasıl finansal süreklilik kazandığını tanımlayan mantıksal modele iş modeli kanvası denmektedir. Her işletme ve girişim için iş modeli, olmazsa olmaz niteliktedir. İş modeli, işletmenin hareket alanının çerçevesini belirler. İş modeli oldukça kapsamlı bir plandır. Genel olarak girişimcinin iş fikirlerini hazırlama, geliştirme ve iyileştirme, hayata geçirme adımlarının hepsinde iş modeli dikkate alınır. İş modeli işletmelerin işi kurarken kar elde etmek amacı ile oluşturduğu bir modeldir. İş modeli kanvası bir iş planı değildir. İş modeli kanvası örnekleri çok basit olması ve her şeyi birlikte görmeye imkân tanıması nedeni ile sıkça tercih edilen bir modeldir. 2008 yılında Alexander Osterwalder tarafından geliştirilen bu model ile iş planlarınızı kanvas üstünde tek bir şablona yerleştirebilir ve daha kolay planlar yapabilirsiniz.

Kanvas İş Modeli Nedir?

İş modeli kanvası bir projenin değer yarama ve teslim etme süreçlerini net biçimde açıklayan bir modeldir. Burada söz konusu olan canvas iş modeli ise iş planının arkasındaki mantığı basit bir şekilde ifade etmeye, temel olarak bir çerçeveye oturmaya yarar. Bununla birlikte bu iş modeli herkes tarafından en net, aynı ve açık şekilde projenin anlaşılmasını sağlar. Bu özellikleri nedeni ile kanvas iş modeli günümüzde birçok girişimci tarafından kullanılır. Kanvas iş modeli, girişimcilikle ilgilenen kişilerin en sık karşılaşacağı kavramlardan birisidir.

İş Modeli Kanvası Kimler için Uygundur?

Kanvas iş modeli girişimciler, işletme sahipleri için uygun olan bir modeldir. İşlerinin sistematik hale getirmek isteyen, karlı olmak isteyen, hedeflerin net olarak görülmesini isteyen kişiler için iş modeli kanvası oluşturma önemlidir. Kanvas iş modeli, uzun süre üstünde çalışılmış karışık raporlar yerine her koşula uyum sağlayabilen ve gerekli hallerde yenilenebilen özelliğe sahiptir. Bu nedenle firmalar için büyük kolaylık sağlayan bir modeldir. Bununla birlikte kanvas iş modeli verimliliği arttırır, odaklanmayı arttırır, esnektir ve yenilenmeye açıktır. Basit bir sisteme sahip olan kanvas iş modeli oluşturma ile şirketin tüm bilgileri tek bir sayfada toplanır. Bu sayede karar alma süreçleri hızlanır ve daha verimli şekilde çalışılır.

Kanvas İş Modeli Oluşturma Sırasında Hangi Temeller Göz Önünde Bulundurulmalıdır?

Kanvas iş modeli oluşturmaya karar verdikten sonra ekip üyeleri ile fikir alışverişi yaparak çevrimiçi veya çevrimdışı şablon oluşturma yöntemlerinden birine karar vermek gereklidir. Peki, iş modeli kanvası nasıl hazırlanır? Kanvas iş modeli 9 bloktan oluşmaktadır. Bunların 4 tanesi modelin müşteri kısmına kalan 5 tanesi ise organizasyonun kendi yapınsa odaklanmaktadır.  Kanvas iş modelinin 3 temel yapısı ise şunlardır: arzu edilirlik, fizibilite ve uygulanabilirlik.

Çevrimdışı: Çevrimdışı çalışmak için bir kanvas iş modeli şablonu indirip üstünde notlar alarak çalışabilirsiniz.

Çevrimiçi: Çevrimiçi çalışmak her zaman daha büyük kolaylıklar sağlar. Bununla birlikte ekip üyelerinizle birlikte çeşitli fikir alışverişleri yapabilir ve şablon üstünde bunu daha açık şekilde gösterebilirsiniz.

Kanallar

İş modeli tasarımı ile kanvas iş modeli oluşturma sırasında, kanallar ile müşterilere ulaşılan ve ulaşılması planlanan satış kanalları liste haline getirilir. Bu kanallar ile müşteriye kolayca ulaşabilir, farkındalık arttırabilir ve geri dönüşüm alabilirsiniz. Kanallar tasarımı yapılırken soruması gereken temel soru ‘hedef kitleye nasıl ulaşırım’ sorusudur. Bu aşamada geleneksel medya, sosyal medya, dijital medya gibi birçok alternatif kanal kullanılabilir. Kanallar liste haline getirildikten sonra üstünde değerlendirme ve fikir alışverişi yapılarak hangisinin verimli ve önemli olup olmadığı analiz edilir ve bu şekilde kanallar sisteme entegre edilir. Bununla birlikte iş kanvası oluşturulurken kanallar şu amaçlara da hizmet eder:

  • Müşterilere bir değer önerisi sunmak,
  • Müşterilerin ürün ev hizmetleri satın almasını sağlamak,
  • Satın alma sonrası müşteri desteği sağlamak,
  • Şirketin ürünleri hakkında farkındalık yaratmak,
  • Müşterilerin değer önerisini değerlendirmesini sağlamak.

Değer Önerileri

İş modeli kanvası oluşturma sırasında değer önerileri, hedef kitlenin tercihlerini, ihtiyaç duyduğu ürün ve hizmetleri içermektedir. İşletmenin sunduğu değer ve faydaların toplamına ise değer önerileri denmektedir.

Müşteri Segmentleri

İş kanvası hazırlanırken müşteri her türlü planın ana merkezinde yer almaktadır. İşletmenin hedeflediği ve hizmet etmeyi amaçladığı müşteri ve kuruluş gruplarının hepsine müşteri segmenti adı verilir. Müşteri segmentleri kanvas iş modelinin en önemli adımlarından bir tanesi olarak görülür. Çünkü bir iş planının tasarımı her zaman müşteri ile başlar. Müşteri segmentleri oluşturulurken her zaman ‘kimler için değer yaratıyorum’ sorusu sorulur ve buna uygun cevaplar verilir. Verilen cevaba göre müşteriler demografik, coğrafi vb birçok çeşitli kritere göre sınıflara ayrılır. Sonrasında ise önem verilecek segmentler belirlenir ve buna uygun satış stratejileri geliştirilir.

Müşteri İlişkileri

İş modeli kanvas oluşurken işletmelerin müşteri ile iletişime geçeceği kanalların belirlendiği aşama müşteri ilişkileri aşamasıdır. Müşteriler için yapılacak olan uygulamalar, müşteri kazanmak için atılacak adımların hepsi müşteri ilişkilerini oluşturmaktadır. Müşteri ilişkileri adımı, müşteri deneyimi üstünde oldukça etkilidir. Müşteri ilişkilerinin iş modeli kanvas modeli ile kalan diğer adımlarının entegre edilmesi gereklidir. Bu şekilde iş modeli daha planlı ve verimli çalışır. Bunlarla birlikte müşteri ilişkilerinin 3 temel amacı şöyledir:

  • Müşteri kazanmak,
  • Müşteriyi elde tutmak,
  • Satışları arttırmak.

Gelir Kaynakları

Kanvas iş modeli oluştururken gelir kaynakları, işletmenin müşterilerinden elde ettiği nakdi temsil eder. Gelir kaynakları bir işletmenin yürümesi için gerekli olan en temel varlıktır. Bunun için gelir kaynakları adımı oluşturulurken hedef kitlenin niçin ödeme yapmaya hazır olduğunu ve alıcı kişinin özelliklerini, her bir gelirin gelir akışından ne kadar payı olduğunu göz önünde bulundurmalısınız. Gelir kaynakları belirlenirken; doğrudan satış, reklam, abonelik ve freemium gibi özelikler göz önüne alınmalıdır. İş kanvası modeli iki şekilde gelir kaynağı içerebilir:

-Tek seferlik müşteri ödemesinden gelen gelirler,

-Değer önerisi sunmak için yapılan ödemelerden kaynaklanan gelirler.

Maliyet Yapısı

İş modeli kanvası oluştururken öncelikle işletmenin maliyet odaklı mı yoksa değer yaratma odaklı mı olduğu hesap edilmelidir. Maliyet odaklı olan şirketlerin temel hedefi maliyetleri kısmaktır. Değer yaratma hedefinde olan şirketlerin hedefi ise markanın değerini ve kalitesini artırmaktır. Bir iş modeli kurulurken orta çıkacak olan maliyetlerin hepsine maliyet yapısı denir. Maliyetler sabit veya değişken olabilir. Ölçek ekonomisi veya kapsam ekonomisi içerisinde şekillendirilebilir.

Uygulanabilirlik

İş modeli kanvas hazırlanırken, sezgisel yolar ile ilerlemek yerine, sorunları ve çözümleri, riskleri göz önüne alarak projenin uygulanabilirlik derecesini tespit etmek gereklidir. Uygulanabilirlik adımı iş modeli kanvasının diğer adımları için de oldukça önemlidir. Bu aşama ile kanvas iş modelinde birleşme, satın alma, yatırım kararı daha kolay hale gelir.

Fizibilite

İş modeli kanvası hazırlanırken fizibilite çalışmaları organizasyonun yapısındaki en önemli unsurlardır. Çünkü hem stratejik karaları etkiler hem de iş modelinin uygulanabilir olması için gereklidir. Fizibilite çalışmaları genel olarak; kaynaklar ve kabiliyetleri içerir. İş modelinin gerekliliklerine göre bu kaynaklar değişim gösterebilir. Kaynaklar genellikler; fiziksel, finansal ve insan kaynağıdır. İş kanvası ile oluşturulan her adım birbirine entegre edilerek hayata geçirilir.

 

Tüm adımları düzenli bir sistem ile inşa etmek başarılı bir iş modeli kanvası elde etmenizi sağlayacaktır.

Dijital Göçebe (Digital Nomad) Nedir? Kime Denir?

İngilizcesi dijital nomad olan dijital göçebe kavramı son zamanların en trend olmuş çalışma modellerinden birisidir. Hiçbir şekilde zamana ve mekâna bağlı kalmadan çalışmayı ifade etmek için dijital göçebelik kavramı kullanılır. Geçimini sağlamak için bir mekâna ve mesai kavramına bağlı kalmadan çalışabilen kişilerin tümüne dijital göçebe denir. Bu kişiler mesleğini istediği yerde sürdürme imkânına sahiptir. Özellikle seyahat etmeyi sevenler ve kısıtlı yaşamaktan hoşlanmayanlar için dijital göçebelik aynı zamanda bir yaşama biçimidir. Bu kişiler internetin olduğu hemen her ortamdan bilgisayar, tablet ve telefonlarını kullanarak çalışma ortamını kolayca oluştururlar. Dijital göçebe olabilmek için dijital platformlarda online gerçekleştirilen bir işten gelir elde edebilmeniz gerekmektedir.

Dijital Göçebeler Nasıl Çalışır?

Dijital göçebelik özellikle yeni kuşakları tercihi olup bulundukları lokasyondan bağımsız şekilde çalışmayı ve yaşamını sürdürmeyi içerir. Dijital nomad olarak yaşamak hayatınıza özgürlük katar. Çünkü bu çalışma şekli ile ne kadar ve ne zaman çalışacağınızı, nerde çalışacağınızı ve mola saatlerinizi sadece kendiniz belirlersiniz. Bu da daha fazla sosyal yaşam, kültürel kazanım ve özgürlük demektir. Dijital göçebeliği benimsemiş kişiler bulundukları her yerde çalışırken aynı zamanda birçok kariyer fırsatını da yakalama imkânı bulurlar.

Dijital Nomad Nedir? Kime Dijital Göçebe Denir?

Geleceğin ve şimdinin iş modeli olan dijital göçebelik kişilerin hiçbir lokasyon ve mekâna bağlı kalmadan sürdürdüğü çalışma modelidir. Bu kişiler çalışma ile seyahat etme kavramını birleştirerek daha özgür ve keyifli bir yaşam biçimini benimserler. Dijital göçebe kavramı bir meslek kolu olmamakla birlikte bir mesleği yapış şeklidir. Dijital göçebe olmak için mesleğinizin uzaktan çalışma imkânına açık olması gereklidir. Dijital göçebe modeli birçok meslek dalı için kolayca uygulanabilir bir modeldir. Bu sayede çalışanlar internetin veya ortak kullanımın olduğu her yerde rahatça çalışabilir. Dijital göçebeler bir yandan çalışırken diğer yandan sosyal hayatına devam eden kişilerdir. Dijital nomad olan kişiler için hayatta seyahat ve deneyimler daha ön plandadır. Çalışırken bu yüzden mesai kavramına bağlı kalmaz istemez ve sürekli ufkunu geliştirecek yeni lokasyonlarda yeni iş imkânları ile kendilerini geliştirler. Dijital göçebe olan kişiler ister en sevdikleri kahve dükkanında ister otel odasında ister de başka bir lokasyonda rahatça çalışabilir.

Dijital Göçebeliğe Uygun Meslekler Nelerdir?

Uzaktan çalışma imkânı olan her meslek dalı dijital göçebelik için uygundur. Özellikle dijital pazarlama, grafik ve tasarım, medya gibi sektörler dijital göçebeliğe en uygun olan sektörlerdir. Bununla birlikte dijital nomad olmak için uygun meslekler şu şekilde listelenebilir.

  • Metin yazarı,
  • Tasarımcı
  • Danışman,
  • Çevirmen,
  • Editör,
  • Muhasebeci,
  • Sosyal medya uzmanı,
  • Dijital pazarlama uzmanı,
  • Strateji uzmanı,
  • Dijital reklam yöneticisi gibi meslekler dijital göçebelik için uyundur.

 

Dijital Nomad Olmanın Avantajları Nelerdir?

Yaşamınızı dijital göçebe olarak sürdüren biri iseniz bunun birçok avantajı vardır. Bu avantajlar şu şekilde sıralanabilir:

-Yaratıcılığınız ve üretkenliğiniz artar: Mesai saatlerine bağlı kalmadan ve kendini kısıtlı hissetmeden yaptığınız özgürce çalışma modeli hem verimliliğinizi hem de yaratıcılık seviyenizi arttıracaktır. Seyahat ederek bir yandan yeni yerler keşfeder yeni insanlar tanır ve yeni deneyimler kazanırsınız. Tüm bunlar da ufkunuzu genişletirken öte yandan iş hayatında daha yaratıcı ve verimli olmanızı destekleyen unsurlardır.

-Farklı kültürleri tanıma ve network oluşturma şansınız artar: Çalışırken sürekli seyahat halinde olarak sürekli farklı insanlar tanırsınız ve iletişim ağınız güçlenir. Bu da network ağınızı genişlemesine ve yeni iş fırsatları ile kariyerinizi gelişmenize imkân tanır.

-Yeni dil öğrenme fırsatı yakalarsınız: Dijital göçebe olarak yaşarken sürekli yeni ülkeler gezme fırsatı elde edersiniz. Böylece farklı dillerde iletişim kurarak yeni diller öğrenme fırsatı yakalarsınız.

-Sevdiğiniz şeylere daha fazla zaman ayırabilirsiniz: Dijital göçebelik ile mesai saatine bağlı kalmadan çalıştığınız için zaman yönetimi tamamen sizin elinizdedir. Bu sayede kitap okumak, spor yapmak, sosyalleşmek için çok daha fazla zaman kalır.

-Yenilenip değişmek daha kolay hale gelir: Konfor alanından uzaklaşmak, sizi daha uyumlu ve yeniliğe, değişimlere açık hale getirir. Yenilenmek de gelecekteki başarınız garanti altına alır.

-Sosyal kazanımlarınız artar: Sosyalleşip yeni deneyimler ve kültürel kazanımlar elde ettikçe iş hayatında başarı oranınız da artar. Bol eylemli ve hareketli olan bir iş yaşamı yaratıcılığınızı ve verimliliği tetikler.

Dijital Nomad Olmanın Dezavantajları Nelerdir?

-Geliriniz düzenli olmayabilir: Sabit bir kurumla değil de birçok kurumla dönemsel olarak yani proje bazlı çalışıyorsanız geliriniz düzenli olmayabilir. Bazı firmalardan ödeme almakta zorluk veya gecikmeler yaşayabilirsiniz. Tüm bunlar dijital göçebe olmanın getirdiği zorluklardır. Zaman zaman temel ihtiyaçlarınızı karşılamak ve gelir sorunlarınız oluşabilir. Bir sonraki ay için bütçe hesaplamalarını zar zor denkleştirmiş olabilirsiniz. Bunu önlemek için iş hayatında mutlaka güvenilirliği ve devamlılığı olan firmalarla çalışmak gereklidir.

-Zaman yönetimi daha zor olabilir: Dijital göçebelik özgür bir çalışma ve yaşam alanı demektir. Fakat disiplinli değilseniz bir süre sonra bu özgürlük iş hayatınızda disiplinsiz davranıp zamanı savruk kullanmanıza neden olabilir. Bulunduğunuz sosyal ortamlar iş hayatınız kimi zaman sekteye uğratabilir. Bu nedenle dijital göçebe olarak çalışıyorsanız zaman ve kariyer yöntemini daha iyi planlamanız gereklidir.

-Odaklanmakta güçlük yaşayabilirsiniz: Dijital göçebe olarak yaparken gittiğiniz kimi ortamlardaki ses ve hareketlilik sizi rahatsız edebilir. Özellikle de kurumsal hayattan dijital göçebeliğe yeni geçiş yaptıysanız bu tarz ortamlara uyum sağlamanız zaman alabilir. Mekân değişirken uyum sağlamanız ve işe odaklanmanızda zorluklar oluşabilir.

Nasıl Dijital Göçebe Olunur?

Eğer dijital göçebe kavramı ile tanıştığınızda sizin yaşam biçiminize uygun olduğunuzu düşünüyorsanız bunun için harekete geçebilirsiniz. Dijtal nomad olarak yaşamak için öncelikle belli şeylerden vazgeçmek ve sıkı bir iş planı oluşturmak gereklidir. Özellikle dijital göçebeliğe geçmeden önce bu çalışma şeklinin sürdürebilir olması önemlidir. Bunu sağlamak için ise sıkı ve verimli bir iş planı yapmanız ve disiplinli olmanız gereklidir. Öncelikle tam zamanlı işinizden ayrılmanız gereklidir fakat tabiî ki bu çok kolay ve hemen olacak bir durum değildir. Öncesinde sıkı bir planlamaya ihtiyaç vardır. Dijital göçebe olma sürecinde şu aşamalardan geçmek gereklidir:

  • Hiçbir gelir kaynağınız olmasa dahi sizi birkaç ay zorluk çektirmeden idare ettirecek kadar bütçeniz olmalıdır.
  • İşten ayrılmadan önce dijital göçebelik yaşamında olacak olan müşterilerle önceden iletişime geçmek işinizi kolaylaştırır.
  • Bulunduğunuz şehirden farklı bir şehre gidecekseniz o şehir hakkında detaylı araştırma yaparak bilgi sahibi olmalısınız. Nerde yaşayacağınızı, nerde kalacağınız ve giderlerinizi iyi hesap etmelisiniz.
  • İşte ayrıldığınızda müşteri kazanmanızı sağlayacak bir port folyo oluşturmalısınız.
  • Eğer sürekli seyahat ederek bir yandan da çalışmayı planlıyorsanız bu şekilde yaşayan diğer dijital göçebelerle iletişime geçerek bilgi ve tecrübelerinden faydalanabilirsiniz.
  • Sizi hiçbir zaman yarı yolda bırakmayacak güçlü bir teknolojik cihaz ve internet bağlantısı edinmelisiniz. Bu aşamada işiniz için gerekli olan fotoğraf makinesi, laptop gibi cihazlarınızın iyi durumda olduğundan emin olmalısınız. Bu şekilde yarı yolda kalmadan ve işleriniz aksamadan daha verimli şekilde çalışabilirsiniz.
  • Tüm bunlara ek olarak; kazancınızı vergilendirmek için mutlaka bir şirkete sahip olmalısınız. Dijital göçebeler herhangi bir lokasyona bağlı olmayacağından, bu noktada en akıllı çözüm sanal ofis hizmetidir.

Tüm bunları yaptıktan sonra tam zamanlı işinizden ayrılıp dijital göçebe çalışma şekline geçmek daha mantıklı olacaktır.

İdeal Ofis Aydınlatması Nasıl Olmalı?

Ofis aydınlatması, ofis çalışanlarının verimliliğini en çok etkileyen hususların başında geliyor. Çoğu zaman göz ardı edilen ofis ışıklandırması, bir çalışanın verimliliğini artırmak konusunda da azaltmak konusunda da tek başına etkili olabiliyor. Loş ışık ofis çalışanlarında bir miskinlik havası yaratırken, gereğinden fazla parlak ışık ise gözlerde yanmaya kadar pek çok soruna yol açabiliyor. Bu sebepten büro aydınlatması üzerinde durulması gereken ve hatta doğrudan üzerine çalışılması gereken bir konu.

Aşağıdaki başlıkları inceleyerek ideal ofis aydınlatmasını sağlamak için nasıl aksiyonlar alabileceğinizi görüntüleyebilirsiniz.

İdeal Ofis Işıklandırması Nasıl Olmalı?

Her bireyin kendine uygun bir aydınlatma alışkanlığı mevcut olsa da ideal olarak adlandırabileceğimiz ortak bir ölçüt mutlaka bulunuyor. İdeal aydınlatmayı sağlamak için hem ofisinizde yapısal değişiklikler gerçekleştirebilir hem de aydınlatma ürünlerinden faydalanabilirsiniz.

1 – Gün Işığından Her Zaman Faydalanın

Özellikle küçük ya da orta ölçekli bir ofise sahipseniz, gün ışığı sizin için mükemmel ve ideal bir aydınlatma kaynağı olabilir. Günümüzde yapay ışıklandırmalar ne kadar kusursuz olursa olsun halen insanlar üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabiliyor. Gün ışığından faydalanabilecek saatler bir hayli uzun olduğundan, ofisinizi buna uygun olarak dizayn etmeniz çalışanlarınıza büyük bir fayda sağlayabilir.

Gün ışığından faydalanmak için çalışma düzenini pencerelere daha yakın olarak kurgulayabilirsiniz. Özellikle ilkbahar ve yaz mevsimlerinde mesai saatlerinin neredeyse tamamında gün ışığından faydalanmak mümkün olacağından, hem çalışanlarınız çok daha doğal bir ışık kaynağına sahip olacak hem de ofisiniz aydınlatmaya ayrılan kaynaktan tasarruf edebilecek.

2 – Dekorasyon Amaçlı Renkli Işıkları “Minimum” Seviyede Tutun

Günümüzde pek çok ofiste dekorasyon amacıyla yer yer renkli ışıklar kullanılabiliyor. Bu ışıklar çoğunlukla kırmızı, mor ve sarı renklerinde olabiliyor. Işıkların tasarıma ve ortama katkısı yadsınamayacak olsa da söz konusu çalışanların verimliliği olduğunda özellikle çok parlak renkli ışıklar, pek çok kişide dikkat dağınıklığına sebep olabiliyor.

3 – Ofis Çalışanlarına Bireysel Aydınlatma Seçenekleri Sunun

Her bireyin ideal aydınlatma seviyesi kendi alışkanlıklarıyla bağlantılı olacağından, ofisinizin genel aydınlatmasına ek olarak bireysel aydınlatmalara yer vermek de ofisinize fayda sağlayabilir. Ayrıca bazı ofislerde mimari sebebiyle belirli alanlar çok iyi ışıklandırılamayabileceğinden, masaüstü aydınlatmaları bu sorunu elimine etmek açısından bir hayli etkili olabilir.

4 – İdeal Ofis Aydınlatmasında Işık Seviyesi Çok Önemli

Söz konusu her bireye hitap edebilecek ve herkesin verimliliğine fayda sağlayacak bir ofis aydınlatması olduğunda, muhtemelen en önemli konu ışığın seviyesidir. Loş ışık, uzun saatler boyunca ofis ortamında bulunan çalışanlarınız üzerinde adeta bir uyku ve miskinlik etkisi yaratacaktır. Loş seviyede ışık bir ofiste değil; dinlenme odasında bulunmalıdır. Eğer ofisiniz küçük ya da orta boyutluysa, çok parlak ışıklar da sizler için ideal bir seçenek olmayacaktır. Küçük hacimli çalışma alanlarında çok parlak ışıklar, ortamda bulunan kişilerin gözlerini rahatsız edecektir.

Ofisiniz için ideal aydınlatma seviyesini keşfetmenin en kolay yöntemi elbette ofis ortamında bulunacak kişilere danışmak ve mümkünse birden fazla seçeneği denemektir. Ofis aydınlatması da tıpkı tüm diğer konular gibi doğrudan ofis ortamında çalışan kişilerin verimliliğini ya da sağlığını etkileyebileceğinden, kesinlikle göz ardı edilmemelidir.

Ofislerde, tıpkı ofis aydınlatması gibi çalışanların verimliliğini etkileyen pek çok konu bulunur. Ofisin mimarisi, ofiste yer alan mobilyalar, ofisin manzarası ve benzeri hususlar ayrı ayrı düşünüldüğünde çok küçük detaylar gibi gözükse de bir araya geldiklerinde verimlilik konusunda kilit noktada yer alır. İşletmenizin çalışanlarının verimliliğini artıracak kadar iyi dizayn edilmiş ve her bir noktası özel olarak düşünülerek tasarlanmış ofislerle tanışmak isterseniz, Windowist’in hazır ofis kiralama seçeneklerini inceleyebilirsiniz!

İyi Bir Yönetici Nasıl Olmalıdır? 5 Önemli Madde!

İyi bir yönetici nasıl olmalıdır sorusu yıllardır sorulan ve herkes tarafından farklı şekillerde cevap verilen bir sorudur. Bu soruya doğrudan tek bir yanıt vermek her ne kadar mümkün olmasa da günümüzde bu soruya verilebilecek pek çok ortak yanıt bulunur. Geleneksel yönetici anlayışı her zaman ciddi, mesafeli ve her durum için bir kural sahibi olmayı dikte eden bir kültürken günümüzde yöneticilere ve özellikle iyi yönetici kavramına bakış açısı bir hayli değişmiş durumda.

Aşağıdaki başlıkları inceleyerek günümüzde iş hayatında iyi ve sevilen bir yönetici nasıl olmalıdır sorusuna yanıt olabilecek bazı hususları görüntüleyebilirsiniz.

İyi Bir Yönetici Nasıl Olmalıdır?

İyi bir yönetici gelişmeleri yakından takip etmeli, kendini ve yönettiği ekibi & kişileri bu gelişim ve değişimlere hazırlamalıdır. İyi bir yönetici karakteri ve çalışmalarıyla çevresine örnek teşkil eden bir kişi olmalıdır.

Geçmişte iyi bir yönetici nasıl olmalıdır sorusunun tek bir doğru yanıtı varken (Başarılı olmak gibi.) günümüzde doğru yanıtların sayısı bir hayli fazla. Gelin birlikte inceleyelim:

1 – Başarılı Bir İletişimci Olmalıdır

Yönetici, 10 kişilik bir ekibi ya da 100 kişilik bir şirketi yönetiyor dahi olsa sorumlulukları neredeyse aynıdır. Burada söz konusu yönetim yalnızca maddi kaynak ya da proje yönetimi olmadığından, yöneticiler aynı zamanda çalışanlarını da yönetecek ve yönlendirecek kişiler olduklarından, iletişim her şeyden önce gelir.

İyi bir yönetici, özellikle de sevilen bir yönetici, iletişim kurmak konusunda başarılı olmalıdır. Bir yönetici mutlaka insanlarla başarılı iletişim kurmanın yöntemlerine vakıf olmalı ve insanların kendisi ile iletişim kurmaktan keyif alacağı bir yapıya sahip olmalıdır.

Elbette söz konusu iletişim olduğunda bazı yöneticiler aradaki mesafeyi koruyamamak konusunda endişe duyabiliyorlar. Günümüzde insanlar, asla ulaşılamayan ve her zaman tepede olan insanlardan ziyade her zor durumda ulaşabildikleri ve aynı yolda birlikte ilerleyebildikleri kişilere saygı duyarlar. Yani çalışanlarınıza mesafeli davranmanız sizi saygın bir yönetici yapmayacaktır.

2 – Yol Gösterici Olmalıdır

İş dünyasında çalışanlar tarafından en çok korkulan durumlardan biri, zor ya da kolay fark etmeksizin herhangi bir görevi yanlış yapmak ve bu yanlışı yöneticilerine açıklamak zorunda kalmaktır. Bu gibi durumlarda geleneksel yönetici kültüründen gelen pek çok insan, ilgili görevde yanlış yapılan şeyin ne olduğunu ve doğrusunun nasıl yapıldığını açıklamak yerine muhtemelen çalışanına karşı suçlayıcı bir üslup takınacaktır.

Elbette bir çalışanın sorumluluğunu yerine getirmemesi ya da yanlış şekilde yerine getirmesi hiçbir yönetici tarafından istenmeyecek bir şeydir. Ancak etraflıca düşünüldüğünde, çalışanların gerçekleştirdiği her hata aslında onlar için birer gelişim fırsatıdır. Yol gösterici bir yönetici, yanlışlara sinirlenmek yerine yanlışların yerine doğruları nasıl koyacağına odaklanmalı ve yanlış yapan kişilerin eksik olduğu noktaları tamamlamalıdır.

Ayrıca, tıpkı iletişim konusunda da olduğu gibi insanlar mesafeli oldukları ya da çekindikleri kişiler tarafından verilen sorumluluğu yerine getirirken daha fazla hata yapma eğiliminde olurlar. Çünkü, hata yapmaktan korkar ve sorumluluklarının yanı sıra istemsizce endişelerine de odaklanırlar. Sevilen ve yol gösterici bir yöneticinin altında çalışan kişiler ise her zaman özverili olma eğilimindedir. Stres seviyesi minimum seviyelere indiğinde, hata sayısı da aynı şekilde azalır.

3 – Planlı Olmalıdır

Bir proje ya da bir çalışma söz konusu olduğunda uzun dönemli planların mevcut olması, hem projenin sağlığı hem projenin takibi hem de çalışanların verimliliği açısından oldukça önemlidir. İyi bir yönetici, anlaşılması ve takibi kolay stratejiler üreterek çalışanlarına onlardan ne beklediğini göstermeli ve onlara temelli bir yol haritası sunmalıdır.

4 – Çalışanlarını Yakından Takip Etmelidir

İyi bir yönetici nasıl olmalıdır sorusunun belki de en kritik yanıtlarından birisi de budur. Bir yönetici çalışanları ile ilgili ne kadar çok plan üretirse, çalışanları da o kadar gelişir ve verimliliği artar. Çalışanlar her ne kadar kendi kişisel gelişimlerinden sorumlu olsalar da yöneticilerin planlayacağı eğitimler, seminerler ve benzeri aktiviteler çalışanların kişisel gelişim sürecini hızlandırmak ve geliştirmek açısından oldukça önemlidir.

5 – Yenilikleri Yakalamalı, Yenilikler Yaratmalıdır

Yıllardır iyi bir yöneticinin yeniliklere açık olması gerektiği söylenir. Ancak günümüzde yeniliklere açık olmak iyi bir özellik olmaktan çok uzaktır. Başarılı olmak ve saygı görmek isteyen bir yönetici yalnızca yeniliklere açık olmamalı; yenilikleri vakit kaybetmeden yakalamalı ve kendi şirketinin & ekibinin kültürüne uygun olarak bu yenilikleri geliştirmelidir.

Görüldüğü üzere günümüzde iyi bir yönetici nasıl olmalıdır sorusu birden fazla cevaba sahiptir. Üstelik bu cevapların her biri bir yöneticide bulunmadığında, “iyi yönetici” kavramı tam anlamıyla sağlanamayabilir. Yöneticilerin omuzlarındaki yük yalnızca yönettikleri ekip, proje ya da şirket değildir. Her yönetici, sorumlulukları kadar kendini geliştirmeye ve bir adım daha ileriye gitmeye de odaklanmalıdır.

Çalışanlarınızın işten ayrılma süreçlerini anlamak için İstifa dilekçesi nasıl yazılır başlığına göz atabilirsiniz.

Ofiste Masa Düzeni Nasıl Olmalı?

Günümüzde her birey farklı alışkanlıklara sahip olsa da dağınık bir çalışma masası, hiç kimseyi motive etmiyor. Söz konusu ofis gibi çalışma ortamları olduğunda ise çalışma masası düzeni yalnızca bir motivasyon kaynağı değil; ayrıca ilgili çalışanın belki de bir yansıması olarak görülüyor. Özellikle yöneticiler, masası dağınık olan bir çalışanın bir projede de aynı tutumu sergileyip sergilemeyeceğinden emin olamıyor.

Elbette dağınık masa her zaman ilgili kişilerin de dağınık olduğu anlamına gelmiyor. Projelerin yoğunluğu, deadline’ı gelen işler derken pek çok kişi masasını düzenlemeye vakit ayıramayabiliyor. Ancak verimlilik konusunda her ne kadar fark edilmese de oldukça büyük bir etkisi olan ofis masa düzeni, kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken konulardan. Aşağıdaki başlıkları inceleyerek, en yoğun zamanlarınızda dahi minimum efor ile ofis masanızı nasıl daha düzenli tutabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Ofis Masası Düzeni Nasıl Olmalı?

Ofiste masa düzeni, öncelikle ilgili çalışanın alışkanlıklarına uygun olmalı. Bir çalışan, kendi masasında kendini yabancı hissediyorsa o çalışma masası ne kadar düzenli olursa olsun, hiçbir fayda sağlamayacaktır. Aşağıdaki başlıklarda, ofis masanızın düzenini sağlamak konusunda sizlere yardımcı olacak bilgiler yer alıyor. Bu bilgileri ve kendi çalışma alışkanlıklarını harmanlayarak, tamamen kendinize özel bir ofis masası düzeni yaratmanız mümkün. Gelin, ofis çalışma masası düzeni nasıl olursa verimlilik artar birlikte inceleyelim.

1 – Organizerlerden Faydalanın, Karışıklığı Önleyin

Uzun toplantılardan ve kritik karar anlarından sonra genellikle ofis masalarında not defterleri bir yana ajandalar bir yana kalemler ise bam başka bir yana yerleştirilir. Bu karışıklıkta değil aldığınız notu bulmak; kaleminizi dahi bulamayabilirsiniz.

Düzenli bir ofis masası için almanız gereken ilk aksiyon, kullandığınız ürünlere uygun bir organizer tercih etmektir. Yazılı dokümanlarla çok fazla işi olan çalışanlar için ofis masaları için üretilen mini kitaplıklar ya da dergilikler tek başına yeterli bir çözüm olabilir. Masanızdaki kalem karışıklığını gidermenin yolu ise çok daha basit! Organizerler çoğu zaman satın alındıktan sonra kullanılmaktan ziyade süs gibi masa üzerinde dursa da bu alışkanlığı edindiğinizde masanızın düzensiz olması pek de mümkün olmayacak.

2 – Masanızı Segmente Edin

Masanızın kullanım alanını kendi alışkanlıklarınıza göre segmentlere ayırmak hem karışıklığı önleyecek hem de sizlere inanılmaz bir el çabukluğu sağlayacak. Örneğin, sağ elinizle yazı yazıyorsanız tüm kalemlerinizin ya da zımba ve kaşe gibi kırtasiye ürünlerinin masanızın sağ tarafında bulunması; not defteri ya da A4 kağıdı gibi ürünlerin ise masanızın sol tarafında bulunması bu segmentasyona bir örnektir.

Bu alışkanlık zamanla adeta beyninize kazınacak ve istemsiz bir şekilde bu kırtasiye ürünlerini kendi dizaynınıza göre masadan alacak ve masaya yerleştireceksiniz.

3 – Post-It’ler En Büyük Yardımcınız Olacak!

İş planınız için bir bilgisayar ya da telefon uygulaması veya ajanda kullanıyor olabilirsiniz; ancak bunların hiçbiri 1 saat sonra gerçekleştirmeniz gereken bir işi size hatırlatmak konusunda her zaman gözünüzün önünde olan bir post-it kadar başarılı olamaz!

Eğer ofis masanız bir duvara dayalıysa ya da masanızın bir paneli bulunuyorsa, post-it’ler için mükemmel bir alana sahipsiniz demektir.

4 – Aydınlatmalardan Faydalanın

Her ofisin sizin alışkanlıklarınıza uygun aydınlatma ürünleriyle donatılmış olması pek de olası değil. Eğer masanızın mevcut aydınlatmasından memnun değilseniz, loş ışık sebebiyle veriminizin azaldığını düşünüyorsanız; günümüzde masaüstü aydınlatmalar konusunda pek çok seçeneğe sahipsiniz.

5 – Masanızı Dikkatinizi Dağıtan Objelerden Arındırın

Çalışırken odağınızın dağılmasına sebep olan her türlü objeyi sorgusuz sualsiz masanızın çekmecesine kaldırın. Bu zaman zaman bir kupa bir saat ya da görsel bir ürün olabilir. Bazı nesnelerin sizin üzerinizde anılar ya da alışkanlıklar ile bağlantılı çağrışımları olması oldukça doğaldır. Bu gibi durumlarda çalışma esnasında dalıp gitmek yerine, dikkatinizi dağıtan unsurları gözünüzden uzak bir alana taşımak sizin için çok daha iyi olacaktır.

Ofiste Masa Düzeninin Verimliliğe Etkisi

Düzenli masa, verimliliğe katkı sağlar. Bu bilinen bir gerçektir ve istisnasız herkes tarafından kabul edilir. Özellikle çok yoğun olduğunuz dönemlerde çalışma masanız ile birlikte kendi düzeniniz de bozulmaya başlar. Çok dağıldığınızı düşündüğünüz durumlarda, kendinize düzenli bir masa yaratmanız psikolojiniz üzerinde dahi olumlu bir etki yaratacaktır.

Elbette psikolojik sebeplerin haricinde, düzenli bir masa demek aradığınız her ürüne kolaylıkla ulaşabileceğiniz anlamına gelir. Günümüzde her ne kadar pek çok iş dijital ortamlarda icra ediliyor ve dijital ortamlardan takip ediliyor olsa da kağıt kullanımının halen sıfıra kadar indiğini söylemek mümkün değildir. Eğer çok sık evrak kullanıyor ya da düzenliyorsanız, düzenli bir çalışma masası verimliliğinizi de artıracaktır.

Ofiste masa düzeni nasıl olmalı sorusuna verilebilecek pek çok yanıt bulunsa da bu düzeni sağlamanıza yardımcı olacak yanıtlar, bunlardır. Söz konusu verimlilik olduğunda yalnızca masa düzeni değil; ofis düzeni de oldukça etkili olmaktadır. Masanız ne kadar düzenli olursa olsun dağınık ya da iyi dizayn edilmemiş bir ofiste çalışıyorsanız; verimliliğiniz hiçbir zaman tavan seviyelere yükselmeyebilir.

Windowist’in hazır ofis hizmeti, düzenli ve kompakt bir çalışma alanına sahip olmak isteyen tüm kullanıcılar için tercih sebebidir. İyi dizayn edilmiş ve birinci sınıf kalitede mobilyalarla donatılan hazır ofisler, verimli bir çalışma ortamının gerektirdiği tüm ekipmanlara ve özelliklere sahiptir.

Evden Çalışırken İş ve Özel Hayat Dengesi Nasıl Sağlanır?

Pandemi ile birlikte köklü bir değişime uğrayan çalışma alışkanları, çalışanlara bazı avantajlar sağlarken yanında bazı soru işaretleri de getiriyor. Uzaktan çalışma sistemi özellikle Türkiye’de pek de alışılmadık bir durumdayken, sağlığa karşı tehditlerin artmasıyla birlikte uzmanların dahi tahmin edemeyeceği kadar hızlı bir şekilde küçükten büyük boyutlu şirketlere kadar pek çok firma tarafından sahiplenildi.

Uzaktan çalışma sistemi çalışanlar tarafından çoğunlukla olumlu karşılandı. Uzaktan çalışma sisteminin avantajları yalnızca çalışanlar için değil, işverenler için de bir hayli fazla. Ancak tabii ki de her sistemde olduğu gibi uzaktan çalışma sisteminde de bazı dezavantajlar bulunuyor. Bunların arasında belki de en önemlisi, çalışanların özel hayatları ile iş hayatlarını birbirinden ayıramaması oluyor. İşverenler tarafından böyle bir talep olmasa dahi pek çok çalışan ev ortamında mesai saatinden sonra dahi bitmeyen bir işi tamamlamaya çalışıyor. Çalışkanlık önemli bir anahtar olsa da söz konusu özel hayatın arka plana atılması olduğunda, çalışanlar bu durumdan kısa süre içerisinde etkilenmeye başlıyor.

Siz de uzaktan çalışma sisteminde bir türlü özel hayatınız ve iş hayatınız arasındaki dengeyi kuramıyorsanız, aşağıdaki başlıkları inceleyerek evden çalışırken iş ve özel hayat dengesi nasıl kurulur sorusunun yanıtını alabilirsiniz.

Uzaktan Çalışmada Özel Hayat ve İş Dengesi Nasıl Kurulur?

İş hayatında verimli olurken özel hayatı kaçırmamak bir çalışanın sahip olması gereken en önemli alışkanlıklardandır. Yoğun mesai saatleri sonrasında kişinin zihnini ve vücudunu dinlendirmesi, ertesi gün yine yüksek performans sağlamasını garanti edecektir.

Ancak özel hayat ve iş dengesi bir kez bozulduğunda, tekrar sağlanması çok da kolay olmayacaktır. Bu durum tıpkı bir alışkanlık gibi olduğundan, bu alışkanlığı yenmek için uygulayabileceğiniz pek çok farklı yöntem bulunur. Uzaktan çalışırken iş ve özel hayat dengesi nasıl sağlanır sorusunu yanıtlamadan önce çok çalışmanın değil verimli çalışmanın daha önemli olduğunu hatırlatmak isteriz.

Doğru Planlama ve Doğru Zamanlama Projelerinizi Kurtarır!

Uzaktan çalışmada mesai saatleri sonrasına iş bırakmamanın en önemli anahtarlarından birisi, doğru planlama ve zamanlama yapmaktır. Uzaktan çalışmada verimliliğini korumak isteyen ve iş planının aksamasını istemeyen bir kişi, mutlaka haftalık ve günlük olarak planlamalar yapmalıdır. Yapacağınız işi ölçümlemeli, gereken eforu belirlemeli ve bu iş için kendinize bir çizelge oluşturmalısınız.  Bu planlama sırasında projelerin deadline’ı ve ayrıca çalışma esnasında ekstra efor isteyebilecek hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.

Başarılı bir planlama yapıldığı taktirde, uzaktan çalışan bir kişinin mesai saatleri sonrasına iş bırakması pek de mümkün değildir.

Kendiniz İçin Bir Çalışma Ortamı Yaratın

Uzaktan çalışmada özel hayat ve iş dengesini korumanın en başarılı yollarından biri de çalışma alanınızı özel yaşamınızı sürdüğünüz diğer alanlardan ayırmaktır. Şayet eviniz yeterince genişse ve bir odanızı yalnızca bir çalışma odası olarak kullanabiliyorsanız, bundan sonra o oda sizin için bir ofis işlevi görmelidir.

Tıpkı ofis hayatınızda da olduğu gibi mesai saatiniz sona erdiğinde ofis kapınızı kapatmalı ve bir sonraki güne kadar açmamalısınız. Kendinize ait bir çalışma ortamına sahip olmanız yalnızca iş ve özel hayatınız arasındaki dengeyi sağlamakla kalmayacak ayrıca üretkenliğinizi de artıracaktır. Bunun en büyük sebebi, ev ortamında dikkat dağıtıcı çok fazla unsurun bulunmasıdır. Salonunda çalışan bir kişinin dikkatini dağıtması muhtemel en az 10 nesne ya da sebep bulmak muhtemelen bir dakikanızı dahi almayacaktır.

Eğer eviniz yeterince geniş değilse ya da bir türlü evden çalışma fikrine adapte olamıyorsanız; bu durumda kendiniz için bir ofis hizmeti satın almayı düşünebilirsiniz. Windowist’in hazır ofis hizmeti bir hayli erişilebilir olmakla birlikte, küçük ekipler için idealdir. Sanal ofis hizmetinde ise servise dahil olan tam ve yarı zamanlı olarak çalışabileceğiniz ortak ofisler, bireyler için mükemmel bir çözüm olabilir.

Alışkanlıklarınızı ve Hobilerinize Vakit Ayırın

Alışkanlıklar ve hobiler, kişilerin kendilerini deşarj ve motive etmeleri açısından oldukça önemlidir. Gün boyu iş hayatına dair eylemler, durumlar ya da benzeri hususlar ile karşı karşıya kalmak her ne kadar fark edilmese de kişilerin üzerinde büyük bir baskı oluşturur. Mesai saatleri dışında kişilerin alışkanlıklarına ya da hobilerine vakit ayırması, bu baskının azalmasını sağlayacak ve kişinin iş ortamını bir yük olarak görmesini engelleyecektir.

Eğer sizler de uzaktan çalışma sistemine geçiş ile birlikte kendinize ayırdığınız zamanı azalttıysanız, hobilerinize daha fazla vakit ayırmaya başlamalısınız. Film izlemek, kitap okumak, yürüyüş yapmak, oyun oynamak ve benzeri aktivitelerin her biri iş stresini atmak konusunda sizlere oldukça yardımcı olacaktır. İş hayatınızı ve özel hayatınızı birbirinden ayırarak hem iş ortamında hem de özel hayatınızda mutlu olmak istiyorsanız, mesai sonrasını tamamen kendinize ayırmalısınız.

Sosyalleşin

Uzaktan çalışırken iş ve özel hayat dengesini kurmanın en önemli anahtarlarından birisi ise sosyalleşmektir. Bu düzende dışarıda sosyalleşmeye vakit ayıramıyor dahi olsanız, arkadaşlarınız ve meslektaşlarınız ile dijital ortamlarda da bir araya gelebilir ve pek çok aktivite gerçekleştirebilirsiniz.

İnternet Diyeti Yapın

Evden çalışanların büyük bir çoğunluğu dijital ortamda iş icra ettiğinden, mesai saati fark etmeksizin projelerine göz atma ihtiyacı duyuyor. Bu gibi alışkanlıklar bir kez edildiğinde, bu alışkanlığın terk edilmesi bir hayli zorlayıcı olabiliyor.

Sürekli olarak telefonunuza işiniz ile ilgili bildirimlerin gelmesi, mesai saatleriniz dışında dahi iş saatleri içerisindeymiş gibi hissetmenize yol açabilir. Böyle bir durumda elbette ne zihninizin ne de vücudunuzun dinlenmesi mümkün olmayacaktır.

Kendinize ya da ailenize zaman ayırdığınız vakitlerde mutlaka telefonunuzu ve benzeri mobil cihazlarınızı interneti kapalı şekilde tutmanız, biraz olsun işinizden uzaklaşmanızı sağlayacaktır.

Spor ve Egzersizin Önemini Kavrayın

Yıllardır önerilen, neredeyse herkesin önemini bildiği ancak bir türlü düzenli bir şekilde yapamadığı spor ve egzersizler söz konusu iş ve özel hayat dengesini sağlamak olduğunda bir hayli önemlidir. Düzenli olarak spor ve egzersiz yapan kişiler, yapmayanlara oranla çok daha sağlıklı bir zihne ve çok daha kaliteli bir odaklanma özelliğine sahip olurlar.

Spor, egzersiz, meditasyon ya da yoga gibi aktiviteler gerçekleştirirken zihninizi tamamen bu aktiviteye odaklamanız; sizi stres altına sokan pek çok düşünceden uzaklaşmanızı ve tam bir dinlenme haline girmenizi sağlayacaktır.

Uzaktan çalışmada iş ve özel hayat dengesi nasıl kurulur sorusuna verilebilecek pek fazla yanıt bulunsa da yukarıda değindiğimiz konular ortalama her insana yardımcı olacaktır. Ancak herkesin alışkanlığı ve yaklaşımları farklı olabileceğinden, kendinize iyi gelen aktiviteyi keşfetmek adına farklı şeyleri de denemeyi ihmal etmemelisiniz.

 

Sanal Ofislerde Stopaj Ödemesi Var Mı?

Pandeminin hayatımızda değiştirdiği en önemli alanlardan birisi iş hayatı oldu. Home Office çalışma sistemi artık hayatımızda kalıcı olmaya başlarken dikkat çeken kullanım alanlarından birisi de sanal ofisler oldu.

Sanal ofis kullanımı ile ilgili ise onlarca soru mevcut. Çalışma stili nasıl, yeterince yeterli mi ya da sanal ofis stopaj ödemesi alıyor mu gibi sorular merak edilenler arasında ilk sırada yer alıyor. Yazımızı okuyarak sanal ofislerin vergi türleri hakkında bilgi alabilir, bu vergiler nelermiş öğrenebilirsiniz.

Sanal Ofis Stopaj Ödemesi

Sanal ofis kısaca fiziksel ofice ihtiyaç duymayan kişiler tarafından kullanılan bir ofis tipidir. Son yıllarda gündem olarak daha çok tercih edilen sanal ofisler şirketlere resmi adres sağlar.

Sanal ofislerin ücretleri çok merak edilen konular arasındadır. Bunlardan birisi sanal ofislerin vergi ödemeleridir.

Kira stopaj ödemesi işyeri olarak kiralanmış olan yerin brüt kira bedeli üzerinden yapılan kesintiye denir. Gelir Vergisi Kanunu’na göre bu tutar kira bedelinin 1,25 ile çarpılması ile ortaya çıkan brüt rakamın %20’sine denk gelmektedir. Stopaj ödemeleri kiracı tarafından vergi dairelerine yapılır.

Sanal ofislerde stopaj ödemesi yapılmamaktadır. Sanal ofislerde kiracının stopaj dışında depozito ödemesine de gerek yoktur. Bu gibi ödeme türlerinden kurtulmak için sizler de işyeriniz için sanal ofis tercih edebilirsiniz.

Sanal Ofis Vergileri

Yazımızda belirttiğimiz üzere stopaj vergileri halk arasında verginin vergisi olarak adlandırılır. Amaç vergi kaçakçılığını önlemektir. Dernekler, vakıflar stopaj vergisini ödemek zorunda iken sanal ofis kiralayanların böyle bir zorunluluğu yoktur.

Merak edilen diğer konu ise sanal ofis vergi verme zorunluluğu olup olmadığıdır. Sanal ofis kiralarken alacağınız KDV’li faturayı gider olarak göstererek bu değeri vergiden düşebilirsiniz. Sanal ofis bu gibi kolaylıkları olduğu için çoğu kişi tarafından tercih edilen bir ofis seçeneğine dönüşmüştür.

Sanal ofis depozito, stopaj gibi ödemelerden sizi kurtarır. Diğer yandan sanal ofis ile elektrik, su, yakıt gibi faturaları da ödemek zorunda değilsiniz. Sanal ofis ile vergi konusunda hiçbir sorun yaşamayacağınızı bilmelisiniz. Bunun için yasal ofisinizi sanal ofis adresi ile aynı göstermeniz yeterli olacaktır.

© Windowist Tower. All rights reserved.
islami chat mekan bizim almanya chat sohbet cinsel sohbet sohbet mobil sohbet